Camdan bakanlar

“Tik tak tik tak tik tak… Saat 12 olmak üzere. Birazdan topuyla sokağa fırlar, spor ayakkabılarını giyerek. Acaba beni de yanına alır mı? Ama acelesi olacak beni hatırlaması çok zor. Olsun bende ona sorarım, böylece hatırlar değil mi? Hayır bunu yapamam. Bu zaten kendini davet etmek olur, çok terbiyesizce.” dedi çocuk ve aniden yukardan bir gürültü duyuldu, birisi hızlı hızlı merdivenlerden inerek geliyordu. Son 3-4 basamağa ulaştığında merdivenlerden yere doğru atladı. Elindeki futbol topunu tutarak aceleyle spor ayakkabılarını giymeye çalışıyordu.

Birden karşı odadan bir kadın, elinde tencereyle kafasını uzatıp, “Kardeşini de dışarı çıkar, çok sıkıldı.” dedi. Çocuk, “Olmaz acelem var, zaten vaktim de yok.” diye cevap verip, hızla kapıdan fırladı. Kapıyı annesi ardından kapayıp “Lanet çocuk!” diyerek kızgın bir şekilde söylendi. Salondaki küçük çocuğa dönerek “Yavrum, şu yemeği bitiriyim, ben seni dışarı çıkarırım.” dedi kadın. Çocuk tekerlekli sandalyesini sürerek, “Önemli değil anne, zaten çıkmak istemiyorum, hava soğuk oyuncaklarımla oynayacağım.” dedi.

Aradan beş dakka geçmişti ki, çocuk gıcırdayan tekerlekli sandalyesiyle ahşap evin salonuna tekrar döndü. Camın önüne geçerek evlerinin karşısındaki top oynanan alana baktı. Abisi diğer çocuklarla beraber top koşturuyordu. “Bastır abi, nasıl oynadığını göster onlara. Sen her zaman en iyisisin. İlerde çok iyi bir futbolcu olacaksın, eminim. Bende cam kenarlarından tribünlere transfer olup, seni orada izleyeceğim. Hadi, hadiiii, hadiiiii, golllllllllll!” diye sevinçle yerinden bağırarak fırlamak istemişti ama bacaklarının tutmadığını hatırlayınca oturmak zorunda kaldı. Abisi karşı takımın ağlarına golü atmıştı. Kardeşi sevincini bile paylaşamamıştı abisiyle. Birden üzgün bir şekilde “Ama asla yanına gelip sana sarılıp, sevinemeyeceğim.” dedi çocuk ve üzgün bir şekilde başını pencerenin kenarına dayadı. Abisi birden evlerinin penceresine baktı ve durup camdan üzgün üzgün bakan kardeşini farketti. Yüzü buruşmuştu. Az evel yaptığı hatayı anlayarak içinde kendisine küfrediyordu. Başını sallayarak maça döndü. Tam koşmaya başlıcaktı ki birden durup maç alanını terketti. Herkes şaşkınlık içinde arkasından bakakalmıştı. Maçı durdurdular. O ise hızlı hızlı evine doğru yürüyordu. Çok geçmeden evin zili çalmıştı. Kadın kapıya yönelip kapıyı sert bir şekilde açtı. “Ne basıyorsun zile o kadar? Görmüyormusun iş yapıyorum.” dedi. Çocuk hiçbirşey söylemeden salona geçerek üzerindeki formayı çıkardı, kardeşinin yanına gelip ona uzattı. “Giy” dedi. Kardeşi şaşırmıştı ama abisine karşı gelmeden hemen giydi. Abisi üstü çıplak bir şekilde evde birşeyler arıyordu. Anneside “Ne arıyorsun bana söyle, her tarafı altüst ettin.” diyerek telaşla arkasından dolanıyordu. Çocuk hiç aldırış etmeden çekmeceleri, dolapları kurcalıyordu. Sonunda bir çekmeceden ispirtolu bir kalemle kardeşinin yanına geri döndü. Tam göğsünün üzerine “Tüm gollerim sana…” diyerek imzaladı ve arkasını dönüp hiçbirşey söylemeden tekrar sahaya döndü. Kardeşi ve annesi şaşırmış birbirlerine bakakalmışlardı. Çocuk annesine ellerini açıp anlamadım der gibi işaret ediyordu. Sonra annesi mutfağa döndü, şaşkınlık içinde ki bakışlarıyla. Çocuk da pencereye dönüp tekrar sahaya bakıyordu. Çocuklar abisi gelince hemen maça geri döndüler. Abisi maça dönmeden önce son bir kez pencereden bakan kardeşine göz kırparak, gülümsedi ve içinden “Sen sahaya inemesende ben senin için tribüne çıkarım.” dedi. Kardeşi bunu duyamasada, abisinin yaptığından dolayı çok mutlu olmuştu. Ayakları sıçramasına izin vermese de, gönlü şuan bulutlardaydı.

Tüm goller senin için…

Alıntı ; Olmayan Ülkenin Çocukları

yükleniyor Raporunuz gönderiliyor , lütfen bekleyiniz .

Diğer Yazılar

“Camdan bakanlar” yazısına 1 Yorum Yapılmış

  1. megu :

    güzel… hüzünlü…

Yorum Yapmaya Ne Dersiniz ?

 


*
Lütfen aşağıdaki güvenlik kodunu soldaki boşluğa giriniz.
Kodu Yenile.

Güvenlik Kodu