‘Diğer’ Bölümündeki Yazılar



Cep Telefonu İçine Kaçtı

Nette dolaşırken gördüm sanırım gazetede çıkmış bir haber ne zaman çıkmış falan bilmiyorum cep to göt yapan arkadaşı da burdan kutluyorum :D
cep to göt

Site Düzenlemesi

Yakın zamanda sitede geniş çaplı bir düzenleme yapıcam . Eski ve gereksiz yazıları silcem temayı değiştirip kullandığım eklentilere birkaç ekleme daha yapıcam .

http://www.denizkaraduman.com ‘ u aldım biraz da onun üstünde çalışçam :)

Bloga gerekli gereksiz bir sürü yazı yazmaktansa eburhan daki gibi işe yarar şeyler yazmaya çalışçam . Burdan bu arkadaşıma da teşekkür ediyorum blogunu seve seve okuyorum aynı şekilde devam etmesi dileğiyle :)

Bizi izleyin :)

Sen Şimdi Öldün Mehmet’im!

Onlar şimdi Meclis”te Mehmet”im…

Onların adı şimdi Milletvekili

Şehitler ölmez demiştik ya…
Sen şimdi öldün Mehmet”im…
Sana dağda kurşun sıkanlar, yoluna mayın döşeyenler var ya…
Hani bela okuduğumuz…
Hani elleri kırılsın dediğimiz…
Hani senin gömleğini, ceketini koklarken lanet ettiğimiz…
Onlar şimdi Meclis”te Mehmet”im..
Onların adı şimdi Milletvekili…

Biliyorum, kaşların çatık şimdi…
Biliyorum ruhun huzursuz…
“Şehit oldum, niçin?” diye soruyorsun Mehmet”im…
Ben şimdi sana ne cevap vereyim?

Sana ne söyleyeyim?
Sana ne cevap vereyim?
Ben sana bir şey söyleyemem…
Ben sana bir cevap veremem.
Ne söylesem sana, ruhuna huzur veremem…
Ne söylesem seni ikna edemem…

Sana kurşun sıkanı, Meclis çatısı altına sokanı, PKK”ya yataklık yapanı koynuna alanı kınarım sadece Mehmet”im…

Dağlarda bayram var, sana kurşun sıkan eller şimdi kına yakıyor…

Dağlarda bayram var Mehmet”im, bölücü şimdi Ankara”nın göbeğinde yatıyor…

Sorma bana, “Peki ben niye öldüm?” diye…

Sen ölmemiştin, sen şehitsin Mehmet”im…

Ama ben ne yapayım?

Bayrak düşmanları kalelere girmişse ben kime ne sorayım?

PKK yatakçıları, hapishaneden Meclis”e giriyorsa bunun hesabını kimden sorayım Mehmet”im…
Boşuna mı döküldü bu vatan evladının kanı diye kime sitem edeyim?…

Dokunamıyorduk zaten, şimdi hiç dokunamayacağız Mehmet”im…

Onlar, Meclis Kürsüsünden bağıracak: “Apo”ya özgürlük” diye…
Onlar Meclis kürsüsünden bağıracak: “Türkiye bölünsün”diye…

Sen şehit oldun, Allah indinde yerin belli…

Bizler, bunları Meclisin içine sokanlar nereye kaçacağız Mehmet”im…

Affet bizi…
Yalvarıyorum sana affet…
Dökülen kanın yerde kaldı Mehmet”im…
Dağlarda ayak izin, gönlümüzde yaran var…
Sana borçluyuz, sana karşı boynumuz bükük…
Hiç olmadığı kadar hem de…

Biz, pazarlardan çöp topladık…
Biz, satılan topraklarımıza seyirci kaldık…
Biz, üç kuruş ekmek parası için yüzümüze kara çaldık…
Sen şehit oldun, kurtuldun…
Allah huzurunda rahatsın…
Ama şimdi biz ne yapacağız Mehmet”im?…
Bir de senin kanın bizim elimizde…
Sen ölmemiştin Mehmet”im…
Kanın yerde kaldı…
Yüzümüz yerde…
Ne yazık ki….
Sen işte şimdi öldün Mehmet”im…

Abdullah Özdoğan

İyi Bayramlar..

Herkesin bayramının iyi geçmesi dileğiyle .. Yozanttan aldığım maildaki gibi şeker tadında bayram dileğiyle :D

Msn de sizi kim engelledi ?

Msn de sizi kim engellediğini görmek için araçlar seçeneklere girin gizlilik bölümüne gelin ve sol taraftaki listeden bir kişinin adına sağ tıklatın eğer sil yazısı aktifse o sizi engellemiştir . Eğer değilse engellememiştir .

Düzeltme : Bu aslında engelleyen kişiyi değil de silen kişiyi gösteriyor . Ama şöyle bir mantık yürütebiliriz , karşıdaki bizi sildiyse zaten muhtemelen engellemiştir .

AKP’nin A’sı…

BİR arkadaşımın davası vardı…

Gittim, tanık olarak.

Mahkeme salonunun kapısına káğıt asmışlar, kimin, kaçıncı sırada hákim önüne çıkacağını yazıyor.

Bizimki, 71’inci sırada.

Yandık!

Saate baktım, 09.30.

Çay, sigara, muhabbet.

Çağırdılar, 12.00.

2.5 saatte 70 duruşma!

Türkçesi… Duruşma başına 2 dakika 8 saniye.

Hákim, hákim değil…

Zannedersin Felipe Massa!

Adli yıl başladı dün…

Yargıtay’daki törenle.

O Yargıtay’ın… Tamamına değil, sadece bir dairesine, 12 bin dava geliyordu, 10 sene önce…

1999, 12 bin.

2001, gene 12 bin.

2002?

Sıçradı… 28 bin.

2006?

Dünya rekoru… 52 bin!

2007?

94 bini aştı.

AKP’nin A’sı işte bu.

Suç patladı… Dava da.

Deniyor ki, “en az 70 bin dava, dosya kapağı bile açılmadan zamanaşımına gidecek…”

Neden?

Çünkü…

Tespit tutanağı 1 sayfa.

Adli Tıp raporu 1 sayfa.

İfadeler. Olay yeri keşif. Nüfus müzekkereleri. Krokiler. Bilirkişi. Fezleke. Adli Sicil. Savcılık tutanağı. Tutuklasan, itiraz. Bıraksan, itiraz. İddianame. Deliller. Karşı deliller. Şahitler. Yeniden bilirkişi. Sonra bi daha. En az 10 celse, 10 sayfa da o.

Karar 1 sayfa.

Biri temyiz eder… Öbürü cevap.

Ekle kapak yazısını 1 sayfa.

Ne etti mübaşir bey?

60 sayfa falan… Minimum.

Doooğru Yargıtay’a.

94 bin dava dosyasının, sadece 1’i işte bu… En ufağı.

300-500 sayfalık dosyalar var.

E hákim, insan.

Bir tek sayfayı okumak ne kadar sürer? Anlamak? Karar vermek?

Netice?

Türkiye’de bir davanın karara bağlanması, ortalama, 2.5 yıl… O hale geldi… Yüzde 100 haklısın, hakkını alabilmen en az 2.5 yıl.

Karşılıksız çek mesela…

Bu yıl, şimdilik, 700 bin adet…

Hukuk yoluyla tahsil edilme miktarı ne kadar biliyor musunuz?

Yüzde 1.

Gerisi, mafyaya ihale!

O nedenle…

“Hukuk herkese lazım” lafını, papağan gibi tekrar etmenin kimseye faydası yok… Onu babam da söyler.

Asıl…

Hákim lazım herkese, hákim!

Hákimlerin de insan olduğunu düşünmeden, hákim sayısını artırmadan, hákimlerin maaşını yükseltmeden, imkánsız.

Anayasa’yı baştan yazıp, içindeki “Atatürk” kelimelerini çıkartmakla olmuyor bu iş…