CIA ajanı ve Türk köylüsü

ABD’nin bir Adana 2. Konsolosu var ki, adam sanki Doğu ve Güneydoğu’nun mikseri. Bir bakıyorsun Hakkari’de, bir bakıyorsun Diyarbakır’da.
Bırakınız şehirleri bölgede adamın ayak basmadığı köy ve mezra kalmadı neredeyse. Gittiği her yerde “Ayrılıklarınızı öne çıkarın” aklı veren ve bölgedeki
misyonerlik faaliyetlerine kol-kanat geren, Beyaz Saray’a, “Türkler Yezidilerin hakkını gasp ediyor” diye raporlar veren bu şahsa ne hikmetse bugüne kadar “dur” diyen bir yetkili çıkmadı.Ta ki, geçtiğimiz hafta Malatya’ya gidip, Malatya Ziraat Oda’sının kapısından içeri girene kadar.İşte o gün sanki Doğu ve Güneydoğu ABD’nin bir eyaleti, kendisi de bu eyalette Bush tarafından görevlendirilmiş bir vali gibi davranan ABD’nin Adana 2. Konsolosu Andrew Wilson, Atatürk’ün yerden göğe haklı olarak, “Milletin Efendisi” dediği Türk köylüsünden ağzının payını aldı.O gün, “Gezi ve inceleme” kılıfı altında Malatya’yı bir anlamda Irak’ın kuzeyi yapma, Malatya Ziraat Odası’nı da DEHAP’lılaştırma hesapları içindeki Andrew Wilson, Oda Başkanı Bayram Polatbaş kayasına çarptı, buz gibi oldu.“Milletin Efendisi Türk köylüsü”, CIA ajanı ABD’nin Adana 2. Konsolos’u Wilson’a, başkanı Bush’a iletilmek üzere bakınız neler söyledi:

- Sayın Başkan Bush’a iletilmesi için Irak’ta yapılan katliamları burada sayın konsolosun huzurunda kınıyoruz. Dünyaya demokrasi dersi vermeye kalkışan ABD, dünyada insan haklarını ihlal ediyor.Biz Malatya çiftçisi olarak bundan çok rahatsızlık duyuyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak Alevi’si ile Sünni’si ile Kürt’üyle, Türk’üyle bir yumruk halindeyiz!” Bayram Bey bu sözleri söyler, yani, “Kürt’üyle, Türk’üyle bir yumruk halindeyiz” derken de, yumruğunu sıktı, sıkılı yumruğu CIA ajanı konsolosa göstererek, adeta, “Şekil birde görüldüğü gibi” mesajını vermeyi de ihmal etmedi.
Bayram Bey ABD Adana 2. Konsolosu CIA ajanı Wilson’a şu çarpıcı hakikati de hatırlatarak sözlerini bitirmiştir:
- İçinde bulunduğumuz hafta, Çanakkale Şehitlerini Anma Haftasıdır. Bu şehitlerin 643’ü Malatyalı olup 2 bin’i Diyarbakırlıdır!” Yani demiştir ki:
- Senin buralarda hangi dolapları çevirdiğini, fitnenin hangi tohumlarını attığını biz çok iyi biliyoruz. Beyefendi haddini bil, bu topraklarda bu tohum yeşermez, git, seni buralara gönderene de söyle ki, biz senin Irak’ta yediğin herzelere bakarak Türkiye’de sahneye koymak istediğin trajediyi ve bir bayram olan Nevruz’un nevrini çevirmek için buralarda fink attığını da görebiliyoruz. Çünkü biz bu milletin efendisiyiz, efendiler hizmet etmez; efendilere hizmet edilir.. Senin vazifen bana hizmet etmektir, ilk hizmetin de bu duygularımı efendin Bush’a söylemektir, tamam mı?..”
CIA ajanı Wilson herhalde çok şaşırmıştır. Öyle ya, bu ülkenin Başbakanı bile, “ABD büyük devlettir, büyük devletler özür dilemez” diyecek kadar ülkesinden sinmişken tutuyor Bakanı tarafından, “Gözünü toprak doyursun!” diye azarlanan bir köylü, “Haddini bil Amerikalı” diyor, yetmiyor, kendisine, “Çanakkale” gibi, Türk’ün gücünün yedi düvele el öptürdüğü bir zaferi hatırlatarak, “Gerekirse bir Çanakkale daha tekrarlarız!” diye
meydan okuyabiliyor..

İşte milletle yöneticisi arasındaki fark bu..
Millet kendi gücünün farkında.
Yöneticisi ise düşmanının gücünü abartmakta.. Teşekkürler Malatya.
Teşekkürler yiğit Türk evladı Bayram
Polatbaş!

KAYNAK

yükleniyor Raporunuz gönderiliyor , lütfen bekleyiniz .

Diğer Yazılar

Yorum Yapmaya Ne Dersiniz ?

 


*
Lütfen aşağıdaki güvenlik kodunu soldaki boşluğa giriniz.
Kodu Yenile.

Güvenlik Kodu